Bazı yolculuklar bir bavulla başlamaz.
Bir cümleyle başlar.
Bizim hikâyemiz de yıllardır söylediğimiz o cümleyle başladı:
“Hazırsanız başlayalım.”
Aslında bu sadece videolarımızın giriş cümlesi değil. Hayata bakışımızın kısa özeti.
Biz Burak ve Gökçen.
İlkokul sıralarında başlayan hikâyemiz, yıllar sonra hayat arkadaşlığına dönüştü. Aynı sınıfta başlayan o çocukluk bağı, bugün birlikte kurduğumuz hayatın en güçlü temeli oldu. Zaman geçti, yollar değişti, şehirler değişti ama birbirimize olan heyecanımız hiç değişmedi.
Belki de bu yüzden seyahat etmeyi bu kadar seviyoruz. Çünkü biz her yolculuğu biraz da birlikte yeniden keşfetmek gibi görüyoruz.
Bir gün dedik ki:
“Gezdiğimiz yerleri neden sadece kendimize saklayalım?”
İşte “Hazırsanız Başlayalım” böyle doğdu.
Ama biz hiçbir zaman sadece “gezi videosu” çekmek istemedik. Çünkü bir şehri güzel yapan yalnızca meydanları, plajları ya da ünlü yapıları değildir. Bizce bir yeri unutulmaz yapan şey; ruhudur.
Bazen Midilli’de bir balıkçı masasında uzun sohbetler ediyoruz.
Bazen Rodos’un taş sokaklarında geçmişin izlerini arıyoruz.
Bazen Floransa’da bir sokağın köşesinde durup sadece etrafı izliyoruz.
Bazen Prag’da gece ışıklarının altında yürürken tarihin içinden geçiyormuş gibi hissediyoruz.
Bazen Barselona’da Gaudí’nin hayal gücüne hayran kalıyoruz.
Bazen Köln’de katedralin kıyısında hayatın ritmini dinliyoruz.
Çünkü bizim için seyahat; “check-list” tamamlamak değil.
Bir şehrin içine karışabilmek.
Bir kahvenin müdavimlerini izlemek…
Yerel bir restoranda uzun uzun oturmak…
Bir pazarda insanların telaşını görmek…
Bir sokak müzisyeninin çaldığı şarkıda o şehrin ruhunu hissetmek…
Biz biraz bunların peşinden gidiyoruz.
Yanımızda çoğu zaman oğlumuz Kemal de oluyor. Çünkü ona bırakmak istediğimiz şey yalnızca fotoğraflar değil; merak duygusu. İnsanları tanıma isteği. Kültürlere saygı. Yolculuğun kendisini sevebilmek.
YouTube ve Instagram bizim için yalnızca sosyal medya değil.
Bir anlamda dijital bir anı defteri.
Abartılı içeriklerden çok gerçek deneyimleri seviyoruz.
Turistik klişelerden çok yerel hayatı.
“En iyi 10 yer” listelerinden çok, bir insanın hikâyesini.
Çünkü iyi bir yolculuğun sonunda akılda kalan şey çoğu zaman manzara değil; histir.
Bu blogda da aynı ruh olacak.
Gezdiğimiz şehirler, tattığımız yemekler, karşılaştığımız insanlar, tarih, kültür, bazen nostalji, bazen gündelik hayat…
Belki bir Ege adasında gün batımı…
Belki bir Avrupa kentinde küçük bir sokak kafesi…
Belki çocukluk anıları…
Belki de sadece yolda olmanın verdiği o güzel his…
Eğer sen de sadece “görmeye” değil, biraz da “hissetmeye” gelenlerdensen…
Doğru yerdesin.
O zaman klasik cümlemizle başlayalım:
Hazırsanız başlayalım.


One response